KAHVENİN KEŞFİ ve YAYILMASI

   En fazla anlatılan hikayeye göre, Habeşistan (Etiyopya) orjinli olan kahveyi ilk keşfeden canlılar keçilerdir.Rivayete göre keçi sürüsünü güden çobanlar keçilerini otlatırken, keçilerin bir ağacın meyvesini yedikten sonra hareketlendiklerini ve daha az uyuduklarını keşfetmiş. Bu meyvenin çekirdeği, kahveymiş…

   Daha sonra bu çekirdek Mekke ve Medine’ye yayılmış. Burada yaşayan insanlar çekirdekleri öğüterek tozlarından ekmek yapıp suyunu da içiyorlarmış.Sonra da Habeşistan Valisi Özdemir Paşa kahve çekirdeklerini Kanuni Sultan Süleyman’ı ziyareti sırasında hediye için saraya getirmiş. İlk başta sert tadı ve aroması nedeniyle zehir olduğu düşünülüp pek haz alınmasa da, zaman içerisinde yanında lokum, şekerleme, şerbet vs eklenerek tadı güzelleşmeye başlayınca herkesin gözdesi olmuştur.

   Başlarda sadece saray halkı tarafından tüketilen kahve, 1554 yılında Tahtakale’de açılan ilk kahvehane sayesinde tüm halk arasında yayılmıştır. Böylece Osmanlı’da kahvehane kültürü başlamıştır. Kahvelerde insanların buluşup fazlaca dedikodu yapmaları nedeniyle ara ara kapatıldıkları dönemler de yaşanmıştır.

   Tabii o zamanlar İstanbul’a ticaret için gelen Venedikli tacirlere de Türk Kahvesi ikram edilince, kahveyi çok beğenmiş ve çekirdeklerini alıp Venedik’e götürmüşlerdir. Böylece Avrupa’da 1615 yılında kahveyle tanışmıştır.Ama kahvenin asıl yayılması 2. Viyana kuşatması sonrasında olmuştur. Osmanlı askerleri kuşatmaya giderken yanlarında kahve çekirdekleriyle dolu çuvalları götürmüşlerdir. Fakat kuşatma başarısız olunca, çuvalları tekrar İstanbul’a getirmek zor olacağı için kendilerine yük etmemek adına Viyana’da bırakmışlardır. Georg Franz Kolschitzky’nin bu çekirdekleri bulmasıyla, meşhur Viyana kahvesinin temelleri atılmıştır. Georg Franz Kolschitzky, kahve çekirdeklerini kavurup, öğütmüş akabinde süt ve şekerle karıştırarak farklı bir kahve çeşidi elde etmiştir.

1.NESİL KAHVE

   Kahvenin tarihi çok eskilere dayanıyor. Ancak bizi ilgilendiren akımların ilki olan birinci nesil kahvecilik, 1900’lerin başında suda çözünebilen kimyasal işleme tabi tutulmuş kahvelerle başladı. Bu dönemde kahveyle ilgili başlıca faaliyetler; kahvenin alınıp satılması ve kahvenin tüketimiyle sınırlıydı. Bu yüzyıla damgasını vuran gelişme ise Austin ve R.W. Hills’in kahveyi vakumlu paketlere koyma fikri oldu. Bu sayede kahve çok daha uzun ömürlü olarak saklanabilir hale geldi ve tüketimi dünya çapında arttı.

   İnsanların yüksek kahve tüketimini hızlıca karşılamak amacıyla kahve hazırlamayı olabilecek en kolay haline getirebilme çabası, zararlı bir kahve kültürünü de beraberinde getirdi. Bitkiden elde edilen ve herhangi bir meyvenin çekirdeğiyle aynı yapıya sahip olan kahve, suda çözünebilen bir madde haline gelmesi için çeşitli kimyasallarla tepkimeye sokuldu. Kısa bir sürede tadını ve kokusunu kaybeden kahveye, bunu önlemek için katkı maddeleri eklendi. Tüm bunların sonucunda ortaya çıkan şey aslında kahveden çok farklı. Hazır kahve firmalarının paketleyip raflararda alıcıya sunduğu ve sıcak suya eklenip karıştırıldıktan sonra içilen şeylere kahve değil de, kahve aromalı kimyasal içecekler dememiz daha doğru olur.

2.NESİL KAHVE

   İkinci nesil kahvecilikle beraber kahve türleri çeşitlenmeye; espresso, latte, mocha gibi espresso bazlı kahve çeşitleri popülerleşmeye başlamıştır. 1. Nesil kahvecilikte olduğu gibi sağlıksız, hazır kahveler terk edilip yerini doğal kahve çekirdeklerine ve nispeten daha kaliteli harmanlara bırakmıştır. Ayıca soğuk demleme gibi demleme yöntemlerini ve kahveli tatlılar gibi kahveseverleri her yerde kendine çekecek yeni buluşları da beraberinde getirmiştir.İkinci nesil kahvecilik, 1966’da Amerika’da Peet’s Coffee’yi açan Alfred Peet ile başladı. Bay Peet’in arkadaşları ise 1971 yılında Starbucks’ı kurdular ve ikinci nesil kahveciliğin en önemli temsilcisinin uzun yolculuğu da başlamış oldu.

3.NESİL KAHVE

   Nitelikli kahve terimi, kahve dalgalarından çok daha önce 1970’lerde kullanılmaya başlanır(Pendergrast, 2010). Nitelikli kahveyle ilgili kurumların (bknz: bugünkü adıyla Specialty Coffee Association- SCA) ortaya çıkmasıyla alandaki insanlar birleşir, kahvedeki kalite kriterlerine dair esaslar belirlenir. Nitelikli bir kahve, SCA kritlerlerine göre 100 üzerinden, 80 ve üstü puan almalıdır. Bu kriterler, kahvenin yetiştiği toprağa ve iklim koşullarına, kahvenin işlenmesine, nasıl kavrulduğuna, öğütüldüğüne, demlendiğine ve tüm bunların sonucunda nasıl bir aroma ve tat vereceğine odaklanır (Rhinehart, 2017).

   Kahve piyasasındaki üçüncü dalga yaklaşımı, kahvenin tarladan fincana kadarki yolculuğunda rolü olan tüm aktörlerin; üretici, çiftçi, ithalatçı, kavurmacı ve baristaların emeğine değer verir. Kahvesini nitelikli kahve kriterlerine uygun olarak seçer, doğrudan tedarik ederek hem kahve kalitesini yükseltmek hem de aracı kurumların egemenliğini azaltmak ister. Ürününü kahvenin karakteristik lezzetini ön plana çıkaracak şekilde kavurur ve demler. Böylece kavurma ve demleme konusunda yeni ekipmanlar ve kavramlar da lügatımıza girer 

ADRES

 

Kuloglu Mah. Hayriye Cad. No:7/A Galatasaray/İSTANBUL

SAATLER

 

HER GÜN AÇIK

09:00 - 21:00